17 Haziran 2014 Salı

FARMASİ-EN ÇOK KAZANDIRAN SİSTEM

Doğrudan satış nedir?
Doğrudan Satış, bir satıcının anlatması ve/veya göstererek tanıtması aracılığıyla bir tüketim
malının veya hizmetinin tüketiciye evinde, bir tanıdığının evinde, işyerinde veya bir satış
noktası olmayan bir başka yerde doğrudan satışının gerçekleşmesidir.

Neden bir tüketici doğrudan satış yoluyla alış veriş yapmayı tercih eder? Günümüzde, zaman artık herkes için önemli bir değerdir. Zamanın değerini bilen bilinçli
bir tüketici alış verişini gercekleştirmek için doğrudan satışın kendisine sunduğu kolaylık
ve özel servis imkanını kullanmayı tercih eder. 
Doğrudan satış sisteminin olmasının fayda ve amacı nedir?
Bu sistemde bireyin kendisi ürün alım satımdan kazandığı gibi başka bireyleri de bu sisteme
dahil ederek onlarında ürün alım satımından prim elde ediyor olmasıdır.

Aynı zamanda danışmanın alt ekibindeki danışmanının da yapacağı ürün alımlarındaki
puanları tüm grubu etkiler prim hak ederler.


ÜYELİK LİNKİ
  LİNKE TIKLAYARAK HEMEN ÜYE OLABİLİR KENDİ PARANIZI KAZANMAYA BAŞLAYABİLİRSİNİZ.

9 Nisan 2014 Çarşamba

ŞU PH DAMLASI DEDİKLERİ

Alkali PH Damlaları
#Suyun Phını yüksek alkali yaptıkları için daha az suyla daha çok asit artık temizlenir.
#Ph değeri 10 ve 10’un katları olarak artar.Ph’ı 6.5 olan içme suyuna Ph damlası eklenerek Ph’ı 8’5a yükseltilen su 100 kat daha fazla alkali olur.Böylece orijinal halinden 100 kat fazla asit artığı vücuttan atabilir.Yeterince su içmeyen kişiler için kurtarıcıdır.
#Alkali değeri artan kan dokulara daha çok oksijen taşır.Dokularda oksijenin artması,bakteri ve mantar enfeksiyonlarını engeller.
#Oksijenlenme artışı dokuda kanser hücresi oluşumunuda azaltır.Kanser hücreleride oksijensiz ortamı severler.
#Oksijen artışı enerjiyi arttırır.
#Kilo vermeyi kolaylaştırır.
#Kalsiyum kaybını azaltır.
#Ağızdaki asitlenmenin sebep olduğu diş çürüğü ve kötü kokuyu engeller.
#Mide yanması ve rüflü şikayetlerini azaltır.

 Netten toparladığım bilgiler. 

* GÜVENİLİR BİR ALKALİ  DAMLAYA NASIL SAHİP OLURUM DERSENİZ,FARMASİ DE VAR HEM DE  UYGUN FİYAT VE KALİTE GÜVENCESİ ALTINDA .
SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYLI.

LİNKE TIKLAYARAK ÜYE OLURSANIZ ÜRÜNÜNÜZÜ %33 DAHA UYGUN FİYATA ALIRSINIZ
#Fazla kahve ve çay tüketmenin asitlenmeye katkısını azaltmak için içlerine PH damlası eklenebilir.Tadını değiştirmeden,içilen kahve ve çayın asit PH’ını azaltır.

1 Kasım 2013 Cuma

AYVANIN FAYDALARI

..Ayvanın Faydaları


Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle şeker hastaları tarafından da yenilebilen bir meyve olan ayva hem meyvesi hem de yaprağı,çiçek hatta tohumları ile son derece faydalıdır.Çiğ olarakzor yenen tek meyveidir.Suyu bol değilse ince rendelenir ve bir miktar rendelenmiş elmayla yenirse sindirimi kolaylaştırır.



■ Bir çok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mida,göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır .

■Ayva ya da ayva suyu ishalin geçmesi için çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve

■Her yaşta sinir sistemini güçlendirir ,mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyarak hazımsızlık sorunlarını önler.

■Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.

■Grip ve nezlede iyileşmeyi hızlandırır.

■İshal’in geçmesi için çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelir.



■Vücudun gücünü arttırarak zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur.

30 Ağustos 2013 Cuma

GENÇ KALMAK İÇİN

A vitamininden zengin besinler sağlıklı ve pürüzsüz bir cildin destekleyicisidir. Yeni deri hücrelerinin yapımına yardımcı olarak kırışıklıklarla savaşır. Ciltte nemlendirici etki göstererek elastikiyetini arttırır. Bağışıklık sistemini ve göz sağlığını destekler.

A vitamininden zengin besinler; yumurta, havuç, kayısı, kavun, ıspanak, brokoli, patates, roka, maydanoz, dereotu, tere, kırmızı et, süt ve yoğurttur.

Antioksidan grubunda yer alan C ve E vitaminleri, serbest radikallerin ve güneş ışınlarının vücudumuzda ve cildimizde yarattığı tahribattan korur. Hücresel yaşlanmayı yavaşlatır aynı zamanda kollejen doku ve elastin (bağ dokusunun temel öğesi) içinde önemlidir, deriyi güçlendirir ve yaşlanma belirtilerini azaltır. Enfeksiyonlara karşı korur ve kanser yapıcı etkileri azaltır.

25 Ağustos 2013 Pazar

BİZ

hayat,
ne yaşamak seni her daim,
ne yaşamak beni bencilce...

hani sevdiğim minik çikolatalar var ya
onun gibi.
azar azar
tadına vara vara yesek...

ne sen beni üzsen,
ne ben sana dır dır etsem.
yine,
eskisi gibi,
usulca,
konuşarak sevişsek . . .
Özgür Vahide Dinç

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu Tariflerinden Bazıları



GÖBEK YAĞLARINI ERİTMEK İÇİN HARİKA BİR FORMÜL
* 4 yaprak lahana,

* 25 dal maydonoz,

* 1 limon,

* 1/2 lt su,

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Suyu kaynatıp, lahana yapraklarını içine atın ve 3 dak. kaynatın. Ardından maydonozları ilave edip, 3 dak. daha kaynatın. Soğuduktan sonra, süzün ve içine limon sıkarak, günde 2-3 defa içmek yeterli olacaktır.

HER DERDE DEVA KARABAŞ OTU KÜRÜ

GEREKLİ MALZEMELER :

* 1tatlı kaşığı ufalanmış veya 2 çay kaşığı tohum şeklinde karabaş otu,

* 1 su bardağı klorsuz su,

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Kaymakta olan suyun içerisine, bitkiyi atın ve 2-3 dak. kaynatın. Soğumadan süzün. 2 günde 1 olmak kaydıyla, akşam yemeklerinden 2 saat sonra için. İlk 10 gün kullanımdan sonra, 7 gün ara verip, 10 gün daha 2 günde bir olmak üzere, kürü tekrarlayın.

KÜRÜN FAYDALARI :

Sinir zayıflığı, sigarayı bırakmak, sinuzit, akciğer ve kan kanseri, yorgunluk, romatizmal hastalıklar, beyin tümörünü geciktirme ve engelleme, yüksek tansiyon, ka dolaşımı problemleri, balgam sökmek, iç huzursuzluk ve kan sulandırmak için oldukça faydalı..Prof. dr. İBRAHİM SARAÇOĞLU

ÜRTİKERE KARŞI SÜPÜRGE TOHUMU


GEREKLİ MALZEMELER :

*1 tatlı kaşığı süpürge tohumu,

* 1/2 bardak su,

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Süpürge tohumunu, havanda iyice ezin. Ama kahve makinasından çekmeyin. Kullanılan süpürge tohumu, kahve makinasından çekilmiş gibi incecik olmamalıdır. Elde ettiğiniz dövülmüş süpürge tohumlarını, Günde 3 defa, yemeklerden önce yarım bardak su ile yutun. 15 Gün kullanın.

15 Ağustos 2013 Perşembe

MUTLULUĞU YEMEKLERDE ARAMAYIN

Yemek yediğinizde beyninizde mutluluk hormonları salgılanıyor ve kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Ancak unutmamalısınız ki, serotonini arttırıp mutlu olmanın başka yolları da var.
Bir günlük tutun. Canınız sıkıldığında duygularınızı yazın.(Bu nasıl seratonini arttıracak anlamadım?)
 Canınız yemek istediğinde yakın bir arkadaşınızı arayın. Onunla uzun uzun sohbet edin.(Kafamızı dağıtmak yemekten uzaklaşmamızı sağlayabilir.)
Arkadaşlarınızla ve ailenizle daha çok zaman geçirin. Duygularınızı paylaşmak sizi rahatlatacaktır.(Güzell..)
Yürüyüş veya spor yapın. Spor yapınca kendinizi ne kadar mutlu hissettiğinizi görecek ve şaşıracaksınız!
.Kendinize zaman ayırın. Meditasyon veya sizin için rahatlatıcı etkisi olan aktiviteleri her gün veya iki günde bir tekrarlayın.
Şişmanlık ve onunla birlikte gelen mutsuzluğun çözümünü bulmak için, sorunun temeline inmek gerekir. Kilo problemi olan kişilerin çoğu, gece aşırı yemek yer. Gece her uyanışında, mutfağa gidip ne bulursa atıştırır. Bu yüzden sabahları tok uyanır ve kahvaltı etmek istemezler.
.Eğer stres artarsa, yemek isteği de artar.

4 Ağustos 2013 Pazar

SUNA DUMANKAYA'DAN



Menopozun etkilerini yeşil çayla azaltın!
Soru: Bir süre önce menopoza girdim. Çok terliyorum. Aşırı terleme yüzünden cildim nemsiz kaldı. Ne yapmamı önerirsiniz?
Yasemin D/Ankara

Cevap: Öncelikle bir doktora danışmanızı ve onun tavsiyelerine uymanızı öneririm. Ayrıca bir tutam yeşil çayı 500 gram suyun içinde demleyip süzün. Buzdolabında soğuttuktan sonra püskürtmeli bir şişeye koyun. İçine bir çay kaşığı da badem yağı katın. Bu karışımı gün içinde sık sık yüzünüze sıkın. Ayrıca bol bol adaçayı için.

Kaşıntıya karşı papatya!
Soru: Gözlerime kalem çekmeyi çok seviyorum. Makyajımı sildikten sonra gözlerim çok kaşınıyor. Göz makyajımı temizlerken kullanabileceğim bitkisel bir ürün var mı?
Müzeyyen S./İstanbul

Cevap: Öncelikle doktora gidip sorununuzun nedenini bulun. Ayrıca 300 gram damıtık suyu, bir cezvenin içinde beş dakika kaynatın. Bu suya bir tatlı kaşığı papatya atıp çay gibi demleyip süzün. İçine iki damla da bal katın. Göz kaleminizi bu karışımla çıkarın.

Cildinizi tarçınla nemlendirin…
Soru: Cildim çok kuru. Birkaç arkadaşım zeytinyağının nemlendirici etkisi olduğunu söyledi ancak maalesef benim zeytinyağına alerjim var. Başka ne yapabilirim?
Banu Y./Adana 

Cevap: 250 gram susam yağını cam şişeye koyun. İçine iki çubuk tarçın ve bir tatlı kaşığı karanfil katıp 2 hafta güneş gören bir yerde bekletin. Her banyodan sonra bu karışımı masaj yaparak cildinize yedirin.

Beyazlayan saçlara cevizli bitkisel boya!
Soru: Saçlarım çok çabuk beyazlıyor. Neredeyse 15 günde bir boyatmak zorunda kalıyorum. Sık sık boya yaptırmak hem saçlarımın yıpranmasına yol açıyor hem de ekonomik olarak beni zorluyor. Bitkisel bir boya tarifiniz var mı? Ayşegül Ç./Antalya

Cevap: 6 adet dövülmüş cevizi 750 gram suyun içinde 10 dakika kadar kaynatın. Demlendikten sonra süzün ve içine dört yemek kaşığı kına, iki yemek kaşığı kahve, dört çorba kaşığı zeytinyağı ekleyin. Bu karışımı saçlarınızın diplerine sürün ve uçlarına doğru yayın. Ardından saçınıza ceviz yaprakları yapıştırın ve başınızı bir streç filmle sarıp tülbent bağlayın. Sabaha kadar bu şekilde kalın. Sabah uyanınca saçlarınızı şampuanla yıkayın. Bu bitkisel formül probleminizi saçlarınızı yıpratmadan çözecektir.

Sivilcelere patatesli reçete…
Soru: Aylardır sivilcelerimle başım dertte. Çeşitli ilaçlar ve kozmetik ürünler kullandım ama bir türlü sivilcelerimden kurtulmayı başaramadım. Bana yardımcı olacak bir reçeteniz var mı?
Selin K./Manisa

Cevap: 1 adet patatesi ince ince dilimleyin. Bu dilimleri elma sirkesine batırıp yüzünüze yerleştirin. 30 dakika böyle bekleyin. Ardından antibiyotikli krem sürün. Bu formülü her gün uygulayın.

Hazırlayan: Suna Dumankaya -hthayat.com -dan alıntıdır.

3 Ağustos 2013 Cumartesi

KADİR GECESİ YAPILABİLECEK DUALAR

Öncelikle hepimizin kadir gecesi mübarek olsun.
Allah'ım herkesin duasını kabul etsin,günahlarımız bu gece hürmetine bağışlansın inşallah.

Bin Aydan Daha Hayırlı Gece” olarak nitelendirilen Kadir Gecesi’nde Peygamber Efendimizin okumamızı tavsiye Ettiği dua.


Kadir Gecesi Ramazan ayının 27. gecesi “Kadir Gecesi”dir. İnsanlara dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren dinimizin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim Peygamberimize Ramazan ayı içinde Kadir Gecesi’nde inmeye başlamış, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e peygamberlik görevi bu gecede verilmiş ve İslâm güneşi bu gecede doğmuştur. İşte bu önemli olaylar Kadir Gecesi’ne büyük bir şeref vermiş, üstün bir değer kazandırmıştır.Kadir gecesinin bin aydan daha haylırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de açıkça bildirilmiştir.



 

Sevgili Peygamberimiz de bu gecenin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:


«Kim ki, faziletine inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.» (63)


Kadir Gecesi biz mü’minlere Allah Teâlanın büyük bir lütfu ve sonsuz rahmetinin eseridir. Bu geceyi Allah rızası için namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve dûa ederek en iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz.

 

 

Hz. Aişe bir gün Peygamberimize:
–«Ya Rasûlellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?» diye sordu.
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
–«De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.» (64)
Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Kadir Gecesinde tekrar edelim.
Kandil gecelerini; Allah rızası için namaz kılmak, Kur’an okumak, Peygamberimize salât ve selâm okumak, günahlarımızın bağışlanması için Allah’tan af dilemek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua etmek ve yapacağımız yardımlarla yoksulları sevindirmek suretiyle değerlendirmeliyiz.

Kadir Gecesi Namazı Nasıl Kılınır?

Kadir Gecesi namazı 4 rekat olarak kılınır.
1. Rekatta: Fatiha ile 3 Kadir suresi.
2. Rekatta: Fatiha ile 3 İhlas suresi
3. Rekatta: Fatiha ile 3 Kadir suresi
4. Rekatta: Fatiha ile 3 İhlas suresi
iki rekatta bir Tahiyata oturulur.
Selamdan sonra on bir defa
“Allah-u Ekber , Alah-u Ekber, Lailahe illlahu valahu ekber Allah-u Ekber velillahi hamd” denir.
Bundan sonra 100 defa İşrah suresi 100 defa Kadir suresi okunur.
Kadir Gecesi namazı ikişer olarak kılınır. Bu namaz en azı iki rekattır. İstediğiniz kadar kılabilirsiniz. En çoğu 100 rekattır.
Her rekatta Fatiha, bir Kadir suresi, 3 İhlas suresi okunur. Her iki rekatta bir selam verilir. Hz.Peygambere salat-ü selam getirilir.
Namazdan sonra:
1 defa:
“Allâhü ekber. Allâhü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber. Ve lillâhil-hamd”
100 “Elem neşrah leke sadrak…”
100 “İnnâ enzelnâhü fî leyletil-kadr…”
100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz’e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:
“Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tühibbül-afve fa’fü annî” (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)
Mümkünse kandil gecesi bir de Tesbih Namazı kılmalıdır.
Kadir Gecesi Çekilmesi Gereken Tesbihler
Hz Aişe (r.a) buyurdu ki: Ya Resullulah (S.A.V.) Kadir gecesine yetişirsem nasıl dua edeyim? dedim. Oda şöyle buyurdu; “Allahümme inneke afuvvün kerimün tuhibbül afve fağfü anni”
Anlamı: Allahım sen affedicisin, affetmeyi seversin beni affet. (Tirmizi)
Laihahe illahül hakimül kerimü sübhane rabbis semavati sebği ve rabbi arşil azim.
Hz. Peygamber (S.A.V.) buyurdu: “Her kim bu duayı üç defa okursan sanki Kadir Gecesini idrak etmiş gibi sevaba nail olur.”



Lailahe illallah
kim sadakatla aşk ile Kadir gecesinde bu mübarek kelimeyi 3 defa söylerse birincisinde Allah Tealanın mağfiretine nail olur. İkincisinde cehennemden kurtulur, üçüncüsünde cenneti kazanmış olur.
Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyil azim.
Allah Teala yapılan bütün ibadetlerimizi kabul etsin mübarek gecenin hürmetine Ümmet-i Muhammedi affetsin, kendine layık kul habibine layık ümmet eylesin, bu gece için verilen müjdelere bizleri de nail eylesin.
Amin..

2 Ağustos 2013 Cuma

MERCİMEK


TANSİYONU DENGELER KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜR

Mercimek (Lens culinaris), hem tansiyon dengeleyici hem de kolesterol düşürücüdür. Tansiyon dengeleyici özelliği, içerdiği esculin ve choline maddelerinden kaynaklanır. Esculin, tansiyon yükseltici (hypertensive); choline de tansiyon düşürücü (hypotensive) etki gösteren maddelerdir. Sonuç olarak, birbirlerine tamamen zıt özellik taşıyan bu iki etkin maddenin aynı anda bulunması mercimeğe tansiyon dengeleyici özellik kazandırır. Bu özellikler ağırlıklı olarak yeşil mercimekte vardır. Mercimek aynı zamanda mükemmel bir protein deposudur. Etin yerini en iyi dolduran bakliyatlardandır.

Kemoterapi ve / veya radyoterapi sonrasıKemoterapi (ilaç tedavisi) ve/veya radyoterapi (ışın tedavisi) gören hastalarda panzitopeni sıkca karşılaşılan bir durumdur. Panzitopeni, demire bağlı kansızlık (anemi), trombosit ve lökosit sayısındaki düşüş olarak tanımlanır. Trombosit sayısındaki düşüş özellikle kemoterapi sonrası gözlenmektedir. Bu durumda olan hastalara haftada en az üç - dört kez çok az sıvı yağ ve az su kullanarak yapılmış yeşil mercimek çorbası tüketmelerini öneririm. Bir aylık bu mercimek kürü, platelerin (trombosit) normal seviyelerine gelmesinde mükemmel bir takviye oluşturacaktır. Bu kür anemiye karşı etkili değildir. Anemiye karşı kullanılacak olan kür, kereviz - ıspanak kürüdür. Yeşil mercimek çorbasına ek olarak, aynı günün akşam yemeğinden iki saat sonra 10 günlük lavanta kürü, trombosit sayısının daha da hızlı yükseltilmesinde yardımcı olur. Dikkat: Lavanta kürünü, tek başına trombosit (platalet) sayısını yükseltme amaçlı kullanmayınız. Ancak, mercimek kürü tek başına uygulanabilir.Değerli okuyucu, yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum, kemoterapi uygulaması tamamlandıktan en az üç gün sonra bitkisel kür uygulayabilirsiniz. Kemoterapi sonrası üç gün geçmeden ve hekiminize danışmadan herhangi bir bitkisel kür uygulamayınız. GÜNÜN KÜRÜYağsız yeşil mercimek çorbası kürüEn az enginar kadar kolesterolü düşürücü özelliğe sahiptir. Haftada iki - üç defa tüketeceğiniz yağsız mercimek çorbası, bir taraftan kolestrolünüzü kontrol altına almanızda diğer taraftanda tansiyonunuzun dengelenmesinde yardımcı olacaktır. Burada tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum; mercimek kürü ne tansiyon problemini ne de kolesterol sorununu tedavi eden bir ilaç gibi düşünülmemelidir. Kolesterol veya tansiyon şikayetleriniz var ise mutlaka bir hekime danışınız. Beslenmeye bağlı olarak kolesterol yüksekliği varsa bu takdirde haftada birkaç defa tüketeceğiniz yağsız yeşil mercimek çorbası kolesterolünüzü kontrol altına almanızda önemli katkıda bulunabilir. Eğer, genetik olarak yüksek tansiyon (hypercholestrol) söz konusu ise bu taktirde bu kürün faydasının olmayacağının bilinmesi gerekir. Genetik olarak kolesterol yüksekliği (hypercholestrol) durumunda hekim kontrolünde ve yine hekimin önereceği ilaçlar söz konusu olacaktır. Yeri gelmişken belirtmekte fayda gördüğüm bir nokta şudur; kandaki kolesterolün yükselmeye başlaması veya yüksek değerlere ulaşması kişinin her hangi bir rahatsızlık hissetmesine neden olmaz. Kolesterolün uzun zaman yüksek değerlerde kalması, çoğu kez geri dönüşü olmayan değişik kalp - damar rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle, zaman zaman kan tahlili yaptırarak kolesterol seviyesinin belirlenmesinde çok büyük faydalar vardır. Çünkü, erken teşhis edilen kolesterol yüksekliği, ileride yakalanma riski altında olduğunuz birçok hastalığın tedbirini aldırmış olacaktır. Kolesterol yüksekliğinin zaman içerisinde sebep olacağı hastalıklar genelde geri dönüşü olmayan kalıcı rahatsızlıklardır. Unutmayınız ki, kalıcı rahatsızlıklar yaşam kalitesini düşürür. Dikkat Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

ARKEOLOJİ

Arkeoloji
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;

-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya;

-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır

28 Temmuz 2013 Pazar

ESKİLERDEN

 Etiketimin adını''Şarkılardan Fal Tuttum '' değil de ''Haftanın Şarkısı ''mı yapsam diyorum.
Hemen her hafta başka bir şarkıya kafayı takıp,sil başa-dön başa dinliyorum da !!!
E ben bir şey sevince,beğenince ,istiyorum herkes bilsin,herkes duysun,dinlesin.
Di mi ama ???
GÖKHAN TEPE

Kalaşnikof

YA EVDE YOKSAN ...

27 Temmuz 2013 Cumartesi

MAÇ

Bir dönemin büyük futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin başmeleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış:


-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?

-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş seytan.

-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar kötü futbolcu varsa sizde.

Şeytan gülmüş:

-Bütün hakemler de bizde.

MERCİMEK KÖFTESİ

YAPTIM BUGÜN.
ORUÇLUYUM YA KENDİMİ ŞIMARTIYORUM.
CANIM NE ÇEKERSE ONU YAPIYORUM.
ZATEN BU SICAKLARDA SULU YEMEK DE YENMİYOR.

İstanbul benden büyük onla başa çıkamam


İstanbul benden büyük onla başa çıkamam 
Küçücük ellerimle seni geri alamam 

Ne güzel geçiniyorduk bize ne oldu böyle 
Hep beraber ağlıyorduk bize ne oldu söyle 
Okudum birer birer yazdığın notları 
Hep ayrılığı söyler hep bir kaçış satırları 

Sessiz tatsız çaresiz kaldım 
İstanbul benden büyük onla başa çıkamam 
Küçücük ellerimle seni geri alamam 
İstanbul benden büyük onla başa çıkamam 
Küçücük ellerimle seni geri alamam

Yalın'ın yazdığı tüm şarkılar gibi bu da çok güzel...

26 Temmuz 2013 Cuma

HAngi Ayda Doğdunuz ?

OCAK

Hırslı ve ciddi kişilik
Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever
İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı sever
Çok eleştirir
Akıllı ve planlı programlıdır
Çok çalışır ve üretkendir
Duyarlı ve derin hisleri olan biridir
İnsani nasıl mutlu edeceğini bilir
Aşırı dikkatlidir
Bünyesi kuvvetlidir
Zor heyecanlanır
Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır
Çocukları sever
Evcil ve sadık bir eş olur
Kolayca kıskanır
Sosyal yönden zayıftır

ŞUBAT

Somut şeylere önem verir
Değişkendir
Sessiz utangaç ve ağırkanlıdır
Kendine güveni pek yoktur
Dürüsttür
Özgürlüğüne düşkündür
Bazen saldırganlaşır
Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz
İnatçıdır
Hayallerinin peşinden gider
Batıl inançlara eğilimli

MART

Çekici kişilik

RAMAZANDA VAKTİNİ BOŞ GEÇİRMEK İSTEMEYENLER İÇİN ÇEKİLEBİLECEK TESBİHLER


Bazı vakitler vardır ki, o vakitlerde yapılan dualardiğer zamanlarda yapılanlara nisbetle kabule daha yakındır
 Bu mübarek vakitler arasında seher vakitleri,
 cuma günlerinin belli bir saati, 
 kandil geceleri ve bilhassa Kadir Gecesi,
 Ramazan`lar ilk sırada yer alır
 Çok sayıdaki hadis-i şeriflerde bununla alakalı sayısız müjdeler vardır.

RAMAZAN da vaktini boş geçirmek istemeyenler için çekilebilecek tesbihler...
Ben kendi adıma 100 ihlas-100 fatiha-100 ayetel kursi okumaya çalışıyorum.
Allahım hepimizin duasını kabul etsin.Amin.




1) 100 Estagfirullah el azim
Ey yüce Allah’ım senden af dileniyoruz.

2) 100 Subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber
Sen bütün eksik ve kusurlardan münezzehsin. Bütün hamdü senalar sanadır.

3) 100 Allahummerham ummete Muhammed
Allah’ım ümmeti Muhammed’e merhamet eyle.

4) 100 Allahummağfir ummete Muhammed
Allah’ım ümmeti Muhammedi affeyle.

5) 33 Hasbunallahu ve ni’mel vekil
Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.

6) 33 La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azim
Kötülüklerden uzaklaşıp iyiliklere yönelmek ancak Allah'ın yardımı iledir.

7) 11 Allahumme inneke afuvvun, tuhibbul afve, fa'fu anna
Allah’ım affedicisin, affı seversin, bizleri affeyle.

8) 11 Rabbigfir verham ve ente hayrur rahimin
Rabbim affet ve merhamet et, sen affedenlerin en hayırlısısın.

9) 11 Allahummesrah sudurena ilel imani vel islam
Allah’ım dünya üzerindeki bütün insanların kalbini iman ve İslam’a aç.

10) 11 Allahumme veffikna ila ma tuhibbu ve terda
Allah’ım bizleri seveceğin ve razı olacağın işlere muvaffak eyle.

11) 11 Allahumme inna nes'elukel huda vettuga ve afafe velgina
Allahim senden hidayet, takva, afiyet ve gönül zenginliği istiyoruz.

12) 11 Allahumme einni ala zikrike ve şukrike ve husnu ibadetik
Allah’ım seni zikretmede, sana şükretmede ve sana güzel ibadet etmede bana yardim et. 


İftara yakın, "Allâhümme yâ vâsia'l-mağfiratiğfirlî",
Orucu açtıktan sonra da, "Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme gadin neveytü" duâları okunur. 

24 Temmuz 2013 Çarşamba

KİLO VERDİREN YİYECEKLER

Dr.Gürkan Kubilay'dan kilo verdiren mucize 5 yiyecek:

Bazı yiyecekler yeniden yeme isteği oluşturarak kilo vermenizi zorlaştırır. Fakat bunların aksine bazı yiyecekler bedeninizi dengede tutarak zayıflamanıza yardımcı olur Bu yiyecekleri günlük diyetinizin bir parçası haline getirin ve kilolarınız kayboluşunu izleyin
Greyfurt: Yemekten önce yenilen yarım greyfurt, kilo vermeye yardımcı olur Greyfurt kapsülleri, greyfurt suları içmek ve greyfurt yemek kilo vermede çok etkili .Bu 3 şık arasında en iyi etkiyi gerçek greyfurt sağlar
Bunlara ek olarak greyfurt, kanserle savaşan liminoids ve lycopene içerir Kırmızı greyfurt da insan vücudundaki kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur Bir greyfurdun yarısı sadece 39 kaloridir
Sardalya: Protein yüklü bir besin olan ve kan şekerini dengeleme özelliğine sahip olan sardalya, tam ve yenilenmiş bir metabolizmaya sahip olmanızı sağlar İkinci büyük deposu omega 3’ tür.
Sadece kardiyovaküler bölgeyi güçlendirmekle kalmaz moral ve motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlar Sardalya besin zincirinde türüne az rastlanacak derece zarar verici özelliği en az olan bir besindir
Balkabağı: En iyi kilo verdirebilecek besinler arasındadır Uzun süre konserve halinde saklanılmış balkabağında yüksek olanda lif vardır ve buna karşılık 40 kalori kadar düşük bir kalori oranına sahipti.
Lifler insan sağlığı için çok önemlidir ve kilo düzenlenmesinde de büyük yararları bulunur. Tatlandırıcılarla tatlandırıp, bir tutam tarçın, badem ve hindistan cevizi ekleyerek kan şekerinizi düşürebilirsiniz
Sığır eti: Et çok iyi bir diyet besinidir çünkü içinde antibiyotik, steroid ve hormon içermez. Eğer etten kendimizi sakınırsak kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz. Yüksek protein diyetleri çeşitli sebeplerden dolayı kilo kaybına neden olur.
İçerdiği protein metabolizmayı uyarır, daha uzun süre tok hissettirir ve iştahınızı azaltır Ayrıca, sığır eti yüksek miktarda omega 3 içerir bu da size sağlıklı bir hayat kazandırır
Yeşil çay: Besin değeri taşımayan bitki kilo vermenizi hızlandırır ve incelmenize çok yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan şekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar.
Metabolizmayı hızlandırır, yağ oksidasyonunu artırır Bu şekilde kilo vermemizde bize yardımcı olur Bazı araştırmalara göre günde 5 fincan yeşil çay kilo vermek için sihirli bir dokunuş, rahatlamak için iyi bir yoldur.

19 Temmuz 2013 Cuma

ÖZLEM

Bu babalar günü öyle mutsuzum ki babam ,
Yanına bile gelemedim.

Her zaman gülen kızın artık eskisi gibi çok kahkaha atmıyor biliyor musun?
Bana şakir derdin çok konuştuğum için ,
Artık konuşmak bile içimden gelmiyor babam inanabiliyor musun?
Bizi görebiliyor musun babam merak ediyorum.
Ruhun gelip dolaşır ,izlermiş bizi ara sıra, diye okumuştum bir yerlerde...
Ne zaman ki biz seni anmayı bırakırsak işte o zaman gerçek anlamda ölüp ayrılırmışsın aramızdan...
Böyle diyordu kitap ne kadar doğru bilmiyorum.
Gelip gidiyorsan biliyorsun ya zaten bizi,
Hiç birimiz eskisi gibi değiliz!

Ruhum hiç yaşlanmayacak sanırdım.
Yanılmışım..
Konuşmaya ,gülmeye,sevmeye,
Hiç bıkmayacağımı sanırdım.
Bizi hiç bırakmayacağını sandığım gibi...

Kim alışabildi ki sensizliğe ki?
Ben kabulleneyim.
Benim geçmişim sensin babam,
Anılarım sensin.
Mutluluğum,mutsuzluğum,
Varlığım sensin babam.
İçimi acıtan sonsuz yokluğun.

Gardım düşüyor,gün geçtikçe daha çok üşüyorum.
Engel olamıyorum


18 Temmuz 2013 Perşembe

ŞEKER KANSERİ BESLİYOR

  • Hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var.
    Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir.
    1930'lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.

    Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel Ödülü kazandırmıştır.

    Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır.
    Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.
    Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?
    Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır.
    Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir. Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de,
    kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur. Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.
    Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:

    Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa... Proteinlerden şeker.
    Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir. Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz,karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) "glükoneogenez" (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.
    Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak?
    Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar). Çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez. Çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.
    Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi. Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaşeksialı hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran
    hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir. Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba" üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir.
    Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

    Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.
    Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır." ibaresinin konmasını şart koştu.
    Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.


    Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere'de 1815'de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de 50 kg 'ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir. Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir.
    Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir. Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

    1..Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
    2..Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
    3..Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
    4..Bol taze sebze ve meyve yiyin.
    5..Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği,mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın.
    Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
    6..Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar)
    zengin gıdalarla beslenin.
    7..Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
    8..Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
    9..Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
    10.. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
    11.. Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
    12..Stresten uzak durun.
    13.. İyi uyuyun.
    14.. Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
    15.. D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
    16.. Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
    17.. Aşırı alkol kullanmayın.
    18.. İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
    19.. Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
    20.. Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
    21.. Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
    22.. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

    **************************
    Prof. Dr. Ahmet AYDIN
    İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
    Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

    OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?
  • Hani Facebook'ta iş yoktu?


    Yenibiris.com’un yeni uygulamasını duydunuz mu? Facebook profiliniz üzerinden bir tıkla bağlanacağınız insankaynaklari.com, profesyonel iş ağı oluşturarak size en uygun işi, en kısa sürede sunmakla görevli!

    Facebook, sizin de dahil olduğunuz, 32 milyon kişinin üye olduğu geniş bir sosyal ağ! Bu sosyal ağda arkadaşlarınız, arkadaş olmak istedikleriniz, çalışmak için hayalini kurduğunuz şirketler de var! Peki çalışmak istediğiniz şirketlere tek tıkla ulaşmak istemez misiniz?

    Biliyorsunuz iş bulmak isteyenler için en önemlisi, çalışmak istedikleri şirketlerdeki kişilerle nasıl bağlantı kuracaklarıdır… İnsankaynaklari.com sayesinde Facebook profilinizden istediğiniz bilgilerle oluşturduğunuz profilinizle çalışmak istediğiniz şirketlere “şimdi başvur”u tıklayarak iş başvurusu yapabilirsiniz. Diyelim ki çalışmak istediğiniz şirkette bir arkadaşınız çalışıyor. Onun aracılığıyla ulaşmak istediğiniz kişiye “Tanıştırılma talebi” yollayabilir, birinci ve ikinci dereceden bağlantınızın yardımıyla işi siz alabilirsiniz! Bağlantılarınızdan referans ve rozet talep ederek profilinizi sahip olduğunuz özelliklerle donatabilirsiniz. Tamamen ücretsiz bir uygulama olan insankaynaklari.com hem işveren hem de iş arayanlar için yepyeni fırsatlar sunuyor! Siz de insankaynaklari.com’a gelin, size en uygun işi kolaylıkla bulun. İnsankaynaklari.com ile iş bulmak artık daha kolay!

    www.insankaynaklari.com

    Bir bumads advertorial içeriğidir.

    14 Temmuz 2013 Pazar

    Görevimiz Diesel Reboot!

    Diesel, yakın zamanda yeni bir kampanyaya, daha doğrusu bir projeye başladı. #dieselreboot projesi Diesel’in diğer işleri gibi oldukça yaratıcı ve cesur.

    Projenin merkezinde tumblr var. dieselreboot.tumblr.com adresine girdiğinizde Diesel size moda ile ilgili çeşitli görevler veriyor. Bu sayede Diesel bir marka gibi değil özgürce konuşabildiğiniz bir platform gibi davranıyor ve insanların, özellikle Y kuşağının bu platformla kendini daha iyi ifade etmesini sağlıyor.

    Mesela bu haftaki görev: "What makes an icon?" yani; “Bir ikonu ikon yapan nedir?” Siz soruya kendi tumblr’ınıza yüklediğiniz görsellerle cevap verebiliyor, farklı hashtag’lar kullanarak Twitter, Instagram ya da Vine üzerinden paylaşımda bulunabiliyorsunuz.

    Paylaştığınız içerikler Diesel Reboot tumblr sayfasında yer alıyor. Böylece paylaşımınız milyonlara ulaşırken bakış açınız Diesel’in tumblr sayfasında boy göstermiş oluyor.

    Proje, lansmanında “Hikayemi kendim yazarım.” “Yaratıcılık benim silahımdır.” gibi bizim Gezi Parkı olayları nedeniyle aslında çok da yabancı olmadığımız kavramları kullanması açısından oldukça ilginç.

    Siteye bir göz atın derim. Projenin manifestosu ise burada: jeanslab.tumblr.com

    Bir bumads advertorial içeriğidir.

    16 Haziran 2013 Pazar

    MUTLU OLMA SANATI

    (Bu yazıyı kimin yazdığını  bulamadım ama çok hoşuma gitti ,paylaşıyorum)


    -İlk kural; bugünkü ya da geçmişteki sıkıntılardan kimseye söz açmamaktır.
    -Üzüntü bir zehir gibidir; onu sevebiliriz ama, yararını göremeyiz; sonunda üstün gelen de en köklü duygumuzdur: Herkes yaşamaya bakar, ölmeye değil.
    -Sıkıntılarından, söz etmezsen, onları unutur gidersin.
    -Kendilerinden sıkılanları eğlendirmek mümkün değildir.
    -Mutlu olmaya niyet etmedikçe insan mutlu olamaz. Mutlu olmayı istemeli ve bu uğurda çaba göstermeli.
    -Aşkın en güzel yanı, mutlu olmak için edilen yemindir.
    -Mutluluk, yani kendimiz için kuşattığımız mutluluk, en güzel ve en cömert özverimizdir.
    -Küstahlık edeceksen güçlü olana karşı et.
    -Her şeyde övülecek bir taraf vardır.
    -Gençlerle olan ilişkilerinizde, her şeyi iyi yanından alın; öyle olduklarına inanırlar, çok geçmeden de öyle olurlar.
    -Nezaket, aşırı hareketlerimize karşılık bir beden eğitiminden ibarettir. Gerçek nezaket, bütün ilişkileri tatlılaştıran bulaşıcı bir neşeyle var olur.
    -Ruhsal denge, genellikle kişiye dışarıdan ödüller sağlamaz; ama hiç kuşkusuz sağlığa yararlıdır.
    -Neşeyi davet eden bütün düşünceler, sağlığa da yararlıdır.
    -Sevinç, iç organlarımızı, en usta doktordan daha iyi düzene koyar. Oysa hasta olmak korkusu, hastalık olasılığını büsbütün arttırır.
    -Bir insan mutluluğu aramaya başladı mı, onu bulmaya mahkum demektir.
    -Mutluluğu gelecekte görüyorsanız, iyi düşünün, ona şimdiden sahipsiniz demektir. Ummak, mutlu olmak demektir.
    -Bilgi uzaktan hoşa gitmez, içine girmek gerekir.
    -Gerçek nedenlerini bilmedikçe huylarımıza asla hükmümüz geçmez.
    -Korkan adam, korkuyu açıklayabilmek için tehlikeler yaratır.
    -Çırpınmaların başlıca nedeni, insanın ne yapacağını bilememesidir.
    -Spinoza der ki, insanın tutkuları olmaması olanaksızdır, ama belki adam, ruhunda o kadar mutlu düşünceler yaratır ki, tutkuları bunların yanında pek küçük kalır.
    -Gerçek bir felaket iki kez tekrarlanmaz.
    -Pascal der ki, hastalık, sağlam adamın sırf sağlam olduğu için katlanamayacağı bir şeydir.
    -Bir kötülük başımıza geldi mi, şu iyiliği vardır ki; artık gelmesi mümkün bir şey olmaktan çıkar.
    -Küçük bir sinek ya da kurum tanesi gözünüze kaçtığı zaman gözünüzü ovalarsanız, başınıza iki, üç saatlik bir dert açmış olursunuz; ellerinizi yerinden kıpırdatmadan burnunuzun ucuna bakın, gözünüzden gelen yaşlar, hemen sizi bu dertten kurtarır.
    -Gülümseme, esneme gibi vücudumuzda derin etkiler yapar; boğazımızı, ciğerlerimizi, kalbimizi rahatlatır. Hiçbir doktorun çantasında bu kadar hızla etkisini gösterecek bir ilaç yoktur.
    -Ölenler neler duymuş olurlarsa olsunlar, ölüm hepsini silip götürmüştür.
    -Sıkıntılı zamanlarınızda mantık yürütmeye çalışmayın, çünkü mantığınız kendi aleyhine dönecektir.
    -El ya açık olur, ya da kapalı. Elinizi açarsanız, kapalı yumruğunuzla tuttuğunuz bütün sıkıntılı düşünceler uçup gider.
    -Soğuğa dayanmanın tek çaresi vardır; bunu hoş görmek. Mutluluk ustası Spinoza gibi: “ısındığım için hoşnut değilim, hoşnut olduğum için ısınıyorum.” Demeli.
    -İyiye yorma, iyilik getirir. Epiktetos der ki: “sen istedikten sonra karga da sana uğur getirir.”
    -Hiç kimse bu dünyada kendinden büyük düşman bulamaz.
    -Başkalarını bağışlamak için ilk koşul, kendini bağışlayabilmektir.
    -Fala baktırmadıkça, inanmamak çok kolaydır. O zaman inanacak bir şey de yoktur zaten.
    -Kaygılarımız bize, felaketlerin kendisinden daha az acı çektirmez.
    -Ne kadar bilgili olursak olalım, gözlerimizin çok uzakları görebileceğine inanmıyorum.
    -Merak hastalığından kurtulduktan sonra, kuşkusuz tedbirli davranma hastalığından da kurtulmak gerekir.
    -Dünyanın büyüklüğü ile insanın çaresizliğini kıyaslamaya kalkışacak olursak, hiçbir iş göremeyiz. Onun için işe koyulmalı ve yaptığımız işi düşünmeliyiz.
    -Küçük çabaların başaracağı işe inanmalı ve böceğe karşı bir böcek sabrıyla savaşmalı.
    -Para, yararlı olan her şey gibi, ilkin kendisine vefalı bir aşk ister. Yalnız gereksinimleri için onu isteyenlere yüz çevirir.
    -Çok harcamak isteyen kişi, hiç kazanamaz. Çünkü onun istediği kazanmak değil, harcamaktır.
    -Üstüne basılan her taş sağlam değildir.
    -Voltaire der ki: “kader bizi sürükleyip götürür, isteklerimize kulak asmaz.”
    -Güçlü insanlara özgü olan azimli irade, her türlü durumda, yine bir yol açıp geçmesini bilir. Güçlü adamın özelliği, her şeye kendi damgasını vurmasıdır.
    -Gençliğin istediği şeylere, yaşlılar büyük bir bollukla sahiptir.
    -Pek çok kimse, şundan ya da bundan yoksun olduğundan yakınır; ama nedeni bunu gerçekten istememiş olmasıdır.
    -Ummak istemek değildir.
    -Bir umutsuzluk halinde öyle bir kesinlik vardır ki, insan teselli kabul etmek istemez.
    -Her şey çabucak unutulur; durum her zaman güçlü ve tazedir; insan ona kolayca alışır. --Alışkanlık bizim uyum yeteneğimizden güç alan bir tanrıdır.
    -Toplum öylesine eşsiz bir makinedir ki, iyi insanlara farkına varmadan zalim olma olanağını verir.
    -La Bruyére der ki: “evliliğin iyisi olur ama kusursuzu olmaz.”
    -Bir toplum, havaya ve rüzgarlara göre rahat ettiğimiz ya da rahatsız olduğumuz bir gölgeliğe benzemez. Tersine toplum, sihirbazın değneğiyle güneşin açtığı ya da yağmurun yağdığı bir harikalar diyarıdır.
    İ-lk düşüncesizce yapılan hareketten sonra hatasını onarmak, ikiyüzlülük değil, dürüstlüğün ta kendisidir.
    -Rousseau der ki; “düşünen adam, baştan çıkmış bir hayvandır.”
    -İnsan yaşamını ne kadar doldurmuşsa, onu kaybetmekten o kadar az korkar.
    -Maddi yaşam, tam anlamıyla güvence altına alındı mı, mutluluktan ortada eser kalmaz. Kendi olanaklarıyla iş yapmayan kişi için can sıkıntısı kaçınılmazdır.
    -Her şeyi sigorta eden bir işyeri; kapısına: “buraya girenler, umudu dışarıda bırakın” yazmalıdır.
    -Gökten düşen bir mutluluk sevilmez, insan kendi emeğiyle yaratmak ister.
    -İnsanlar kendi elleriyle yarattıkları sonucu, talihin getirdiği sonuçtan daha çok sever.
    -Zaman, pişmanlığa meydan vermez.
    -Hazları bütünüyle hazır olan daha huysuz olur.
    -Aşkın verdiği zevk, bize zevk aşkını unutturur.
    -Çalgıyı dinlemektense, çalmayı tercih etmeyen var mıdır? Güç olan hoşa gider.
    -İnsan kendi emeğinin ürünleriyle süslenmiş topraktan haz duyar.
    -Her işte bir kez temel atıldı mı, devam etmek için nedenler yaratılmış demektir.
    -Gerçek tasarılar, ancak başlanmış bir iş üzerinde boy atabilir.
    -Hayvan, çevresindeki şeyler kendisini rahat bırakınca yatıp uyur. İnsan ise düşünür.
    -Gerçek bilgi, gözlerimizin dibine kadar gelmez.
    -Dünyayı alelacele dolaşan adam, işini bitirdiği zaman, anılar bakımından başlangıçtan daha zengin değildir.
    -Görülen şeylerin asıl zenginliği ayrıntılardadır.
    -Ne geçmiş, ne de gelecek bize dert olabilir, çünkü biri artık mevcut değildir, öteki ise henüz mevcut değildir.
    -Bugünü düşünün; önce, dakikadan dakikaya devam eden hayatınızı düşünün; her dakika, önceki dakikayı kovalıyor.
    -Hayatı karartan, dert aşılayan bir iyilik vardır, adına pişmanlık derler.
    -İnsanlara ancak kendi umutlarını verebilirsiniz.
    -La Rochefoucauld der ki: “her zaman başkalarının dertlerine katlanacak kadar gücümüz vardır.” O şaka yapmış. Başkalarının dertleri kolay katlanır şey değildir.
    -Başkalarına ve kendimize karşı iyi davranmak; herkesin yaşamasına yardım etmek; kendi yaşamamıza yardım etmek; işte asıl din! İyilik mutluluktur. Sevgi mutluluktur.
    -Benim varlığım, dostuma bir parçacık gerçek haz verecek olursa, bu hazzı görmekten ben de haz duyarım.
    -Hiç kimseyi gücendirmeyen bir hareket ve söz rahatlığı, mutlu olmak için önemli bir meziyettir.






    FEEDJIT Live Traffic Feed

    LinkWithin

    Blog Widget by LinkWithin

    Blog Arşivi

    Sesli Sozluk: Seslisozluk.com

    Antalya'da Yaşamı Kolaylaştıralım

    Ev yemeği istiyorum,
    Evime temizlikçi bayan arıyorum,
    Evime gelsin kuaför,manikür,pedikür,

    Mail atmanız yeterli tüm hizmetler kapınızda...
    ozgurvahide@hotmail.com