30 Mayıs 2012 Çarşamba

SİYAH NOKTALARA yoğurt ve limon suyu

Cildimizde en rahatsız olduğumuz konuların başında gelir siyah noktalar. Siyah nokta sorunu olmayan bir cilt sahibi olmak okadar da zor değil. Evde limon suyu ve yoğurtla hazırlayabileceğimiz maskemizle bu sorundan kurtulabiliriz.
Cam bir kase içersine üç çorba kaşığı yoğurt ve bir adet limon un suyunu sıkarak karıştırıyoruz.
Karışımımızıgözlerinize temas etmemesine özen göstererek yüzümüze sürüyoruz. Onbeş dakika kadar bu maske yüzümüzde bekliyor.

Sonra ılık suyla yüzümüzü yıkıyoruz. Bu maskenin faydasına gelince limon içersindeki asit sivilce ve siyah noktaları temizler ve yeniden oluşumunu engeller. Yoğurt ise limon asidinin oluşturduğu kuruluğu gidererek doğal bir krem vazifesi görür. Bu maskeyi 7 günde bir uygulayabilirsiniz.
(kaynak:kalbini araştır ruhunu dinle)

29 Mayıs 2012 Salı

Olanlar Olmuş

27 Mayıs 2012 Pazar

ÖLMEYİN

PABLO NERUDA - ÖLMEYİN

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
İstemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
Görmek istemekten kaçınanlar
Yavaş yavaş ölürler.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
Dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler...

26 Mayıs 2012 Cumartesi

BİLGİYİ KALICI YAPMANIN YOLLARI -AKTİF ÖĞRENME

Bir şeyi iyi öğrenmek için onu duymak, görmek, onunla ilgili sorular sormak, başkaları ile görüş alış verişinde bulunmak gerekir. Biliyoruz ki, öğrenciler en iyi yaparak ve uygulayarak öğrenirler. O halde öğretmenler sınıfı canlandırarak, öğrencilerini neşelendirip ferahlatarak öğrenmeyi aktif duruma getirmeliler.

Nasıl Öğreniyoruz?

Konfüçyüs’ün; “İşitirsem unuturum, görürsem hatırlarım, yaparsam anlarım” sözünü duymuşsunuzdur. Bu söylem aktif öğrenmeye şöyle uyarlanabilir:

· Ne duyarsam unuturum.

· Ne duyar ve görürsem biraz hatırlarım.

· Ne duyar, görür, onunla ilgili soru sorar veya biri ile tartışırsam anlamaya başlarım.

· Ne duyar, görür, tartışır ve yaparsam bilgi ve beceri kazanırım.

· Başkasına ne öğretirsem iyice öğrenirim.

Derste Anlatılanlar Neden Unutuluyor?

Bunun nedenlerinden biri, öğretmenin konuşma hızı ile öğrencilerin dinleme hızı arasındaki farktır. Çoğu öğretmen dakikada yaklaşık 100-200 kelime kullanarak konuşur. Öğrenciler ise bütün dikkatleri ile dakikada ancak 50 veya 100 kelime dinleyebilirler. Öğrenciler dinlerken daha çok düşünürler. Araştırmalar gösteriyor ki, öğrenciler ilk 10 dakikada dikkatlerini %70 oranında toplayabildikleri halde bu oran son 10 dakikada %20’ye düşmekte.

Sadece dinlemeye dayalı öğrenme yöntemi öğrencileri ezbere yönlendirmekte, derslerin sıkıcı olarak algılanmasına yol açmaktadır. Oysa anlatıma görsel unsurların eklenmesi akılda kalıcılığı %14’ten %38’e yükseltir. Grafik, çizelge, fotoğraf ve resim gibi görseller kullanılarak yapılan anlatım sadece kelimeler kullanılarak yapılan anlatımdan 3 kat daha fazla etkilidir. Hem görsel, hem işitsel unsurlar birlikte kullanılırsa daha etkili ve kalıcı bir öğrenme sağlanabilir.

25 Mayıs 2012 Cuma

ELMANIN FAYDALARI

* Besin değeri oldukça yüksektir.

* Nefes darlığına iyi gelir.

* Kalp hastalıklarına karşı korur.

* İyi bir antioksidandır vücüttan toksinlerin atılmasını sağlar.

* Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları temizler ve bağırsak kanserine karşı korur.

* Karaciğere fayda sağlar.

* Romatizda faydalıdır.

* Şeker hastaları için ideal bir meyvedir.

* elmanın yatıştırıcı ve uyku verici bir özelliği bulunmaktadır.

* Baş ağrılarına iyi gelir.

* Taze elma suyu cilde sürülürse, cilt dokusunu sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir.

* Hücre yenileyici özelliği vardır ve her çeşiti cilt için çok faydalıdır. Cildi yumuşatır. nemlendirir ve üst deriyi kuvvetlendirir.

* Elma süt ile kaynatılır ve sıcakken ezildikten sonra, cildi yakmayacak sıcaklıkta cilde sürülür. 15-20 dak. beklendikten sonra bol ılık su ile yıkanır.

* Kabuğu soyulan 1 adet elma ince rende ile rendelenir. 1 yemek kaşığı krema ile karıştırılarak, yüz boyun ve dekolteye uygulanır. 10 dakika beklendikten sonra bol ılık su ile durulanır.

24 Mayıs 2012 Perşembe

REGAİP KANDİLİ MANASI

Receb ayının ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur'an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.

22 Mayıs 2012 Salı

YAZAMIYORUM

Yazamıyorum.... Nedendir bilinmez.
İçimden bir şey gelmiyor.
Ne zamandır.
Aslında söylenecek o kadar çok şey var ki !
Paylaşmaya bile korktuğum,
Kendime kızdığım,
Yorumlardan kaçındığım belki.
Nevin Teyze'yi kaybettik mesela...
Ve ben buna çok çok çok üzüldüm.
Sadece kayba değil,
Hep aklımda olmasına,sık sık bir vesile ile onu anmama rağmen hiç ziyaretine gidemememiş olmama,
Erteleme alışkanlığımın bu sefer çok kötü elimde patlamasına,
Gidenlerin bir daha geri dönemeyecek olmasına,
Söylenmemiş sözlerin havada kalmasına,
Hatıralarla avunulmaya çalışılmasına,
Herşeye,
Ama en çok da kendime kızıyorum.
Bu yüzden işte,
Söylemek istediğim çok şey olmasına rağmen
Söyleyemiyorum.
Anlatamıyorum kimseye...

9 Mayıs 2012 Çarşamba

MAYDONOZUN ZAYIFLAMAYA ETKİSİ

Maydanoz adı gibi her şeye maydanoz oluyor ama kötü de olmuyor hani. Çünkü kilo verme ve ödem atma konusunda pek çok sebzeden çok daha üstün özellikleri var. Çünkü en etkili ödem söktürücü bitki maydanoz. Maydanozun ne suyu ne de çayı, direkt kendisini yemek gerekiyor.

Maydanozu sofralarınızdan eksik etmeyin
Sabah uyanır uyanmazbir bardak ılık su içiyoruz
Kahvaltıdan 15 dakika önce yarım bağ, ince saplı doğal köy maydanozunu çiğ olarak yiyoruzİsterseniz rondoya atın, azcık da limon sıkıp çay bardağına koyup için. Kıvamı akıcı yapmak için maydanozu rondodo çekerken içerisine yarım çay bardağı ılık su ekleyebilirsiniz.

Salatalarda, yemeklerin yanında, pek çok et yemeği ile birlikte sürekli maydanoz tüketmenizi tavsiye ediyor uzmanlar..

Ayrıca maydanoz ve limon püresi cilt ve saç güzelliği açısından da faydalı. Maydanoz cildi besliyor ve parlatıyor.(facebooktan alıntıdır)



Sağlıklı günler




Çok güzell bir şarkııııı...

7 Mayıs 2012 Pazartesi

TEMA VAKFINDAN GİRİŞİM



Meyve çekirdekleri

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, kar...puz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün. Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın (ya da arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan ya da dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.

En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.
Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler..

6 Mayıs 2012 Pazar

HIDRELLEZ

(
Maalesef dün bir aksaklık olmuş yayınlanmamış postum)
Geç de olsa....
Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. 

Halk arasında kullanılan
takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.

Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.

Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır’a atfedilen özellikler şunlardır:

1. Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.

2. Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.

3. Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.

4. Dertlilere derman, hastalara şifa verir.

5. Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.

6. İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.

7. Uğur ve kısmet sembolüdür.

8. Mucize ve keramet sahibidir.

Hızır, bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarını hatırlatmaktadır.

Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez, ülkemizde etkin bir biçimde kutlanmaktadır. Büyük şehirlerde daha az olmak üzere, kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar, evin temizliği, üst-baş temizliği, yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır. Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür. Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.

Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır. Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.

Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.

Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”, Denizli ve çevresinde “bahtiyar”, Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum’da “mani çekme” adı verilir. Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler. Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.

Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.

Takvim, zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem verilen isimdir. Bir yılın günlerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren çizelge veya defter anlamında da kullanılır. Takvim mecazi anlamda yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren programa da denir. Zamanı; sene, ay, hafta, gün ve saat gibi sabit bölümlere ayıran; dini-milli gün ve bayramları gösteren cetveller. Kelimenin aslı Arapçadır. “Doğrultmak ve sağlamlaştırmak” demektir.

25 Nisan 2012 Çarşamba

HAYAT ÇOK GEÇ OLMADAN

Hayat belki İNCİR REÇELİ ndeki gibidir ;dokunmadan sevmek ;dokunursam yok oluverecek...
Belki de BABAM VE OĞLUM daki gibidir;çok sevmek ama değerini bilememek.....
Belki de PRETTY WOMAN(özel bir kadın) dır ? masal gibidir aşk,hayal ettiğinin bile çok ötesini yaşarsın...
Ya da ÇINAR AĞACI,çok seversin ama yanında istemezsin,sorumluluğunu almayayım dersin :((
THE ULTIMATE GIFT ( son armağan) işte hayat :paran yoksa kimse yoktur yanında,dostunu düşmanını o zaman anlarsın...
Belki de SOMETHING'S GOTTE GIVE (aşkta herşey mümkün) gibidir,kendine ayna tutmayı beceremezsin,hep gencim zannedersin,mutluluk elinden kayınca da ah vah edersin...
Belki de  STELLA 'nınki gibidir hayat,evladın için herşeyden fadakarlık edersin,gerekirse evladından bile:(
SNOW DOGS (kar köpekleri)Hayvanları çok seversin,ama sokak kedisine 1 tas su vermek gelmez aklına, hep 2.plana itersin :(
Belki dePRESTİGE'deki (prestij) gibidir hayat,her şeyin en iyisini yapmaya çalışırken,bir bakmışsın ne ailen ne de sevdiklerin kalmış ortada...
Ya da ,kocaman bir ömür : neler neler yaşadık dersin,bir de bakarsın RÜZGAR GİBİ GEÇMİŞ...
Ya da nedense hep yanlış kişiye aşık olmuşsundur,LEGENDS OF THE FALL (ihtiras rüzgarları) gibi,hep senin içini acıtır...
Belki elindeki kuşu daldaki 2 kuşa çoktan değişmişsindir bile, hala seviyor olman çok şey değiştirmez......IT'S COMPLICATED (ilişki dudrumu ;karışık)
THE FİRST WİVES CLUB (ilk eşler kulübü) İntikam soğuk yene yemek olsa da çok ama çok zevklidir,tadından yenmez :)))
THE PURSUIT OF HAPPINESS hayat ; ne kadar acımasız olsan da ...(umudunu kaybetme)
İntikam seni kemirir,sen önüne geleni...LAW ABIDING CITIZEN (adalet peşinde)
OUT OF AFRICA 'dır belki hayat,çook uzaklarda,aşk macera hep bir arada...
Şu hayatta belki de ERKEK SEVERSE sevdiği için çok şey yapabilir...
THE BUCKET LİST ( şimdi ya da asla ) hayat ;çok geç olmadan ; ölmeden önce yapılacaklar listesi...

20 Nisan 2012 Cuma

FİNCAN

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi.
Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu.
Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi.
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim.
Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.
“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:
“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi. “Daha değil!” diye cevapladı.
“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm. Döndükçe başım da döndü.Sonunda yine haykırdım:
“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
“Henüz değil!”
“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresindengörebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu:
Beni yakarak öldürecek”
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.
“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı:
“Henüz değil!”
“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim.
“Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
Ona “Evet” dedim.
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”
“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

18 Nisan 2012 Çarşamba

İYİ HAYAT İÇİN ÖNCE HUZURA ODAKLANIN

1. Unutmayın! Güzel yaşayan güzel yaşlanır!

2. Yalnızca uzun ve sağlıklı bir yaşama değil, mutlu ve huzurlu bir hayata da odaklanın.


3. Huzurunuz yoksa sağlıklı biri olmanızın yeterince keyifli bir durum olmayabileceği aklınızdan çıkarmayın.


“BU DA GEÇER” DİYEBİLİN


4. İnançlı, manevi yanı zengin ve güçlü, tevekkülü sağlam biri olmaya gayret edin.


5. Geçmişin sıkıntılarına takılıp kalmayın, önünüze bakın.


6. “Bu da geçer” diyebilmeyi becerin.


7. Şükretmeyi unutmayın.


8. Olanla yetinebilin.


9. Olumlu düşünün.
 11. Yaşadıklarınızdan haz almaya bakın.



12. “Az çoktur” diyebilin!


DUYGUSAL GÜCE ÖNEM VERİN


13. Öfke, kıskançlık ve hiddetten uzak durun.


14. Kendiniz ve herkese karşı da övgüde cömert, eleştiride cimri biri olun.


15. Yaşamınızdaki en küçük gelişme ve değişimleri coşkuyla karşılayın.


İLİŞKİLERİNİZİ GELİŞTİRİN


16. Daha çok arkadaş, dost, komşu, hemşeri edinin. Çevrenizi olabildiği kadar genişletin. İlişkilerinizi
çoğaltın, güçlendirin. Özellikle komşularınızla iyi ilişkiler kurun.


17. Sosyal kulüplere üye olun, yardım derneklerinde görev alın.


18. Daha sık teşekkür etmenin iyileştirici gücüne inanın.


19. Yardım edin. Önceliği, hiç tanımadığınız, sizden herhangi bir yardım beklemeyen kişilere,
çocuklara, yaşlılara, yoksullara, öğrenim yapanlara, bedensel özrü olanlara verin.


20. Bayramlarda, düğünlerde, doğumlarda, ölümlerde kısacası, iyi günde de kötü günde de
dostlarınızın yanında olun.


YAVAŞLAYIN


21. Hayatı ıskalamak istemiyorsanız yavaşlayın! Kendinizi ve çevrenizi dinlemeye zaman ayırın.
Kendinizle paylaştığınız bu özel zamanlarda yanlışlarınız ve eksiklerinizi daha iyi kavrayacağınız,
hayatınızı zaten daha iyi ve daha uzun hissedeceğiniz aklınızda olsun.
(kaynak:Hürriyet)
10. Hoşgörün, affedin.

16 Nisan 2012 Pazartesi

İLGİNÇ ÖLÜM İSTATİSTİKLERİ

Son istatistiklere göre her yıl ; yıldırım düşmesinden 10.000, telefon mesajı atarken oluşan kazalardan 6000, su aygırı yüzünden 2900, uçak kazalarından 1200, volkan patlamasından 845, yataktan düşme sebebi ile 4500, küvet kazalarında 340, sosis yerken boğulma vakalarından 70, denizanası yüzünden 40, amerikan futbolu oynarken 20, karıncalar sebebi ile 30 kişi hayatını kaybediyor.



Kaynak : buzzfeed.com

12 Nisan 2012 Perşembe

MORAL BOZUKLUĞU GEÇİRME YOLLARIM





Bugün canım çok sıkkındı :(^((
Sabahtan hem de daha...
Ağladım,zırladım,
TV izledim,kitap okumaya çalıştım...
Söylenmez ama  bol bol ibadet ettim...
Allah kabul etsin-amin
Arkadaşlarıma mesaj attım...
Kardeşlerimi aradım...
Özge'yle tam 54 dakika konuşmuşuz...
Yavaş yavaş kendime gelmeye başladım :)
Derkeeen yavru kuşum geldi,
Çok güzel bir kitap okuduk birlikte,
Komikçilik yaptık,
Bol bol güldük,
Kocaman kahkahalar attık,
Üstüne de bana bu aralar en sevdiği şarkıyı çaldı kuzum,
Ben de paylaşmak istedim ,
Yüzümde gülümsemeyle :)))

ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETELİM

5 Nisan 2012 Perşembe

BANKA MEMURU

Bankaya yeni bir memur girer. Bir masa verilir, oturur. Ama masada kağıt, kalem, bilgisayar hiçbir şey yok.

Genç çok sinirlenir, kendisine verilen numaralardan depo müdürlüğü olarak bildiğini çevirir. Karşısına çıkan ilk kişiye bağırıp çağırmaya, küfretmeye başlar:

- Ne dalgacı heriflersiniz, bankamı kreş mi kardeşim burası, hemen istediklerimi getirin, gelirsem dağıtırım orayı ona göre.

Telefondaki ses sakin bir tonla cevap verir:

- Siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz acaba?

- Hayır, kiminle konuşuyormuşum bakalım?

- Ben bu bankanın müdürüyüm!

Çocuk yutkunur:

- Peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz?

- Hayır.

- Ohhh, çok şükür

4 Nisan 2012 Çarşamba

DİKKAT ! MARKET RAFLARINDA BÖCEK VAR !

Dünyanın en büyük kahve şirketlerinden Starbucks’ın bazı ürünlerinde ‘cochineal’ adlı böcekten elde edilen ‘karmin’ isimli renklendirici kullanılması tepkiye yol açarken market raflarının aynı madde katılmış gıda ürünleriyle dolu olduğu ortaya çıktı. Bisküviden şekerlemelere kadar çok sayıda üründe kullanılan bu maddenin şimdilik bilinen tek zararı alerjik reaksiyonlara yol açması.


Gıda sektöründe böceklerden elde edilen renklendirici ve tatlandırıcı kullanılması tartışması Starbucks’ın ürünüyle birlikte yeniden alevlendi. Radikal, marketlerde satılan ve ‘karmin’ içeren ürünleri araştırdı. Market rafları bu maddenin katıldığı ürünlerle dolu ve tüketiciler aldıkları ürünlerde böcekten elde edilen renklendirici kullanıldığını bilmiyor.

Hollanda’da Wageningen Üniversitesi’nden Entomoloji Profesörü Marcel Dicke, geçen yıl yaptığı açıklamasında işlenmiş gıda tüketen herkesin bir miktar böcek yediğini de anlatıyor: “Dünyanın herhangi bir yerinde işlenmiş besin maddesi tüketenler zaten böcek yemiş oluyorlar. Bunun miktarı da yılda yaklaşık 500 gram. Domates sosu, fıstık ezmesi ya da ekmek gibi işlenmiş tüm gıdalarda böcek var.”


Meyveli süt, yoğurt, bisküvi, dondurma, reçel, soslar, meyve suları, et ürünleri, şekerleme ve sakız gibi yüzlerce ürünün içerisinde yer alan karminin önünde yasal engel yok. Ancak dini açıdan sakıncalı sayılıyorlar. İlahiyatçı Prof. Dr. Faruk Beşer, birçok üründe renklendirici ve tatlandırıcı olarak kullanılan maddenin İslam’a göre doğrudan doğruya haram denilemeyeceğini belirterek “Hanefi kurallarına göre ‘mekruh’ yani hoş olmayan, olmaması gereken. Kullanmak sakıncalıdır” diyor.

Sağlık açısından şüpheli

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ise bu tür maddelere şüpheyle yaklaşılması gerektiğini vurguluyor: “Gıda ürünlerinde kullanılan bu tür çok madde var. Bunların güvenli olduklarından hiç emin değiliz. Çünkü bunlarla ilgili araştırmalar 40-50 yıl öncesine ve o zamanın teknolojisine dayanıyor. Güvenirliği günümüze göre çok düşük olan araştırmalar. Bu nedenle bu ürünlerin sağlığı üzerindeki etkileri ciddi şekilde yeniden araştırılmalı. Böceklerden elde edilen ürünler hayvansa araştırılmalı. Gıda ürünlerinde bu tip binlerce madde var. Hepsi için güvenli demek doğru değil. Şüphe edilenden uzak durmak gerek. Karmin yiyecek ve içeceğe sadece renk veriyor. Sağlığa bir faydası yok, kullanımı şüpheli. Bu tür ürünlerin sağlığa zararlı olup olmadığı araştırılmalı.”
‘Dozu, firmanın iyi niyetine bağlı’

Volkan Konak Yeni Şarkısı - AYLETME BENİ

Anılarınızı Duvara Yansıtın!

Ailece gittiğiniz yaz tatilinde yaptıklarınızı yeni Sony Projektörlü Handycam ile kaydettiyseniz istediğiniz her yerde ışıkları biraz kısarak sevdiklerinize izletebilirsiniz. Diyelim ki tatilden sonra annenizin evine gittiniz. Malum emektar televizyonların usb girişi ya da SD kart girişi olmayacaktır. Peki ne mi yapıyoruz? Işıkları kısıp, yeni Sony Handycam’inizin projektörünü açıyorsunuz ve tüm anılarınızı duvara yansıtıyorsunuz. İşte hepsi bu!

Sony’nin, Handycam’in tanıtımı için hazırladığı bu kısa videoda görüntü kalitesi ve kameranın diğer özellikleri sanki kendi evimizde gerçekleşiyor gibi canlandırılmış. Şimdi hayal gücünüzü zorlayın ve projektörünüzü nereye yansıtacağınızı düşünün. Çünkü artık her yüzey bir sinema perdesi...

Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Nisan 2012 Pazartesi

KALP ŞEKİLLİ ETİMEK TATLISI

1 paket tuzsuz etimek

Şerbeti:
1 bardak su bardağı toz şeker
1 su bardağı pekmez


 İrmikli muhallebisi:

1 su bardağı su
3 su bardağı süt
4 çorba kaşığı toz şeker
5 çorba kaşığı irmik

Üstü için:
1 poşet krem şanti ve 1 su bardağı süt
Vanilya - Hindistan cevizi rendesi

-Etimekleri derinliği olan dikdörtgen bir kaba tek sıra halinde yerleştiriyoruz.
-Pekmez, su ve toz şeker üçlüsünü kaynatıp kıvamlı bir şerbet yapıyoruz.
-Etimeklerin üzerine şerbeti döküyoruz.
-Şeker, süt ve irmiği muhallebi gibi pişirip, piştikten sonra içine bir miktar vanilya katıyoruz.
-İrmikli muhallebiyi etimeklerin üzerine düzgünce yayıp 1 saat kadar soğumasını bekliyoruz.
-1 su bardağı süt ile kremşantiyi hazırlayıp soğuyan kremanın üzerine sürüyoruz.
-Üzerini hindistan cevizi ile kaplıyoruz.
-Şekilli kalıplarla keserek servis yapıyoruz.
(Facebook'tan alıntıdır-yemek süsleme sanatı )

1 Nisan 2012 Pazar

(Şebnem Ferah)

SON KLİBİ

1 NİSAN ÇEKİLİŞİ SONUCU

İREM huzurunda yapılan çekilişn sonucunda kazana arkadaşımız....
 ZEYNEP -21 adlı arkadaşımız  :)
Canım GÜLE GÜLE kullan fincanlarını...
Hep güzel günlerde dert değil de MUTLULUĞUNU paylaşıken iç kahveni sevdiğinle :))

30 Mart 2012 Cuma

AMİN AMİN AMİN AMİN AMİN

Hayırlı  Cumalar hepimize...
Yeni gün yeni umutlar getirsin,yeni ufuklar açsın üzerimize.
Mutluluklarımız daim olsun,ailemiz güneş gibi parlasın,sağlığımız sonsuz olsun:}
Yavrularımızı korusun Allahım,bize hep onların yüzlerinde gülücükler göstersin:}
Hayallerimiz hiç bitmesin,gözlerimiz hep güzellikleri görsün,kıskananlar çatlasın :}
Ne dilersek gerçekleşsin,Allah'ım bizim için herşeyin hayırlısını versin ! ! !
Doyumsuz,mutsuz,dirençsiz,umutsuz,hayalsiz,sağlıksız yapma bizi Allah'ım ! ! ! 
Hep şükreden kullarından eyle,açılan ellerimizi boş çevirme,dermansız dert verme Yarabbim ! ! !
Memleketimizde kötülük yaşanmasın,kötülükler kötülerin ayağına dolaşsın,bize yan bakan bile yanımıza yanaşamasın ! ! !
AMİN AMİN AMİN AMİN AMİN AMİN AMİN               
           

29 Mart 2012 Perşembe

MUTLU VE GENÇ KALIN

Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusununönünde bulunur.


Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklıksistemi buradan yönetilir.


 Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklıksistemi sağlam olur.


Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahitolmuşsunuzdur. Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beyninotomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.


 Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir.


 Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasınınönüne geçmeye çalışır.


Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşarayrıca geç yaşlanır.


göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüsbezini titreştirebilirsiniz.

 Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. "KAHKAHA" atabilirsiniz.
Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.
  Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle
tanıdığımız bu insanı görünce "hiç değişmemişsin, ne gamsızsın..." deriz ya, işte timüs bezinin gücü.


 Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.

Mutluluk ve Timus bezi ..
 "Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir."

27 Mart 2012 Salı

MÜEBBET HAPİS


Zamanın en büyük mayfa babası, çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temel'i bir kenera çekip şöyle derler:

- Temel, ne yap ne et, idam kararını müebbete çevir. Yoksa bu senin sonun olur!

Temel'in içine bir korku düşer. 'Ne yapsam da bu adamı kurtarsam?' diye kara kara düşünmeye başlar.

Dava başlar, günlerce devam eder ve nihayet jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra juri gelir ve kararını okur:

- Müebbet hapis.

Bunu duyan babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar. Doğru Temel'e gidip 'Aferin sana. Şimdi gözümüze girdin' derler. 'İyi güzel de, bu işi nasıl başardın?', diye de sorarlar:

Temel cevabı yapıştırır:

- Sormayın uşaklar! Millet beraat diye tutturdu, müebbete çevirene kadar neler çektim bir ben bilirim!"

25 Mart 2012 Pazar

SAKIP SABANCIDAN PARA KAZANMANIN SIRLARI

İş dünyamızın önde gelen isimlerinden Sakıp Sabancı, iş hayatında başarının ve para kazanmanın çeşitli sırlarını her fırsatta kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmez ve soranlara anlatırdı.


Hatta Sabancı, bu konuda öyle rahattırki iş yaşamındaki 40 yılı aşkın birikimini aktardığı "Para Başarının Mükafatıdır" isimli bir kitap bile hazırlamış.

Kitabında para kazanmak için hazır bir reçete yazılamayacağını vurgulayan Sakıp Sabancı, "Ben sadece para kazanmak için mutlaka aşılması gereken yolları gözlerinizin önüne serebilirim." diyordu. Biz de sizler için Sabancı'nın tecrübe ve bilgilerine dayanarak bir araya getirdiği tavsiyelerini sunuyoruz. Ancak, Sakıp Ağa'nın son sözlerine biz de katılıyoruz: "Para kazanmak başarının maddi mükafatıdır. Onun için asıl olan başarıdır. Başarılı olun, mükafatını nasıl olsa görürsünüz. Para için değil, başarı için koşun."

Hedefiniz nedir? Onu bilin ve dağılmayın, lüzumsuz şeylerle uğraşmayın.

Bu yıl NİSAN 1'de bir değişiklik YAPALIM !!!

Arkadaşınızla,eşinizle,dostunuzla,sevgilinizle,kocanızla,annenizle,babanızla veya kızınızla...

Canınız kimi çekerse...
Paylaşır mısınız benimle?
En çok kimle ?
Nerede?
Nasıl dertlleşirsiniz?
Kime içinizi dökersiniz rahatlıkla?
Kızmaz,kırmaz,eleştirmez,yargılamaz;
Ancak O anlar beni hesapsızca...
Sabah kahvenizde veya canınız nasıl çekerse ?
HAYATIN RENKLERİ 'nin de payı olsun içinizi boşaltmanıza ...
Kahveler ve fincanlar da benden olsun  !!!
Nisan 1' iniz kutlu olsun :)))
Yapmanız gerekenler çok basit;
Öncelikle izleyicim olmanız,ardından da
Varsa sitenizde veya blogunuzda,(resmiyle birlikte)
Yoksa Facebook veya Twitter'da link vererek etkinliği paylaşmanız,
Yorum kısmıma da isterseniz eğer DERT ORTAĞINIZ hakkında BENİMLE PAYLAŞIMDA bulunmanız...

BOL Şans :))

23 Mart 2012 Cuma

ATIK PİLLERİN ZARARLARI NELERDİR ?

Evlerde, işyerlerinde, ulaşımda ve sanayide kullanılan birçok alet ve ekipmanda pil kullanılmaktadır. Atık piller; kağıt, metal ve cam gibi atıklara göre daha az hacme sahip olmalarına rağmen, onlardan... binlerce kat fazla doğal yaşama ve insanlığa zararlı ağır metaller içerirler. Atık haldeki piller ayrı bir yerde (naylon torba, kutu, kavanoz, vs.) biriktirilerek atık pil toplama kutularına atılmalı veya satın alındığı yere geri götürülmelidir. Atık piller uzun süre muhafaza edilmemelidir.


Dünyada pillerde kullanılan ağır metal miktarının azaltılmasında ana kriter;

1. Pillerde kullanılan ağır metal miktarını azaltmak,
2. Atık pilleri ayrı toplayarak, bunların çevreye zararlarını minimize etmektir.
Tüketiciler olarak pillerin tipine, üreticiye ve pazarlamacıya bakmaksızın tüm pilleri geri toplamalı ve geri dönüşüm kutusuna atmalıyız. Özellikle cıva oksit, gümüş oksit, nikel-kadmiyum veya sızdırmaz kurşun-asit bataryalar çöpe kesinlikle atılmamalıdır.

Çöpe atılan pillerdeki ağır metaller zamanla bozunarak serbest hale geçer,

22 Mart 2012 Perşembe

GURUR KAYNAĞIM : KIZIIIIM

29.02.2012

Antalya Maliyesi Türk Halk Müziği Korosu, Vergi Haftası kapsamında konser verdi. Maliyeciler, yeteneklerini bu kez sahnede gösterdi. Konserde türkülerin yanı sıra halk oyunu gösterileri de beğeni topladı.



Atatürk Kültür Merkezi Aspendos salonunda düzenlenen konseri; Antalya Vergi Dairesi Başkanı Mahmut Sütçü, Vergi Mahkemesi Başkanı İrfan Cer, Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Abdi Çalışır ile kalabalık bir izleyici topluluğu izledi.

Konrserin açılışında ı Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına Sarı Zeybek türküsü seslendirildi. Bu arada fondaki perdeye Atatürk'ün zeybek oynarken fotoğrafı yansıtıldı. Daha sonra Güngör Yalçın yönetimindeki maliyecilerden oluşan koro, Türk Halk Müziği'nden unutulmaz eserlerini seslendirdi.

Konserin birinci bölümünün ardından Hüseyin Ak İlköğretim Okulunun 32 kişilik halk oyunu ekibi ise geceye ayrı renk kattı. Oyun sonunda Vergi Dairesi Başkanı Mahmut Sütçü ekibe plaket ve hediyeler verdi.

Daha sonra Vergi konulu kompozisyon ve slogan yarışmalarında dereceye giren öğrencilere plaket verildi. Kompozisyon dalında; Ezgi Kaya birinci, ÇAĞLA İREM DİNÇ ikinci, Buse Kaya üçüncü ve slogan kategorisinde Şehriban Aydın, birinci, Mehtap Ekin ikinci, Sedanur Gödekli üçüncü oldu.

17 Mart 2012 Cumartesi

‎29 HARFTE ÇOCUK EĞİTİMİ

A- AKIL VERMEYİN
B- BAŞKALARINA BENZEMESİNİ BEKLEMEYİN...
C- CİDDİYE ALIN
Ç- ÇİMLERE BASMASINI SAĞLAYIN
D- DENEMESİNE İZİN VERİN
E- EMPATİ KURUN
F- FİKRİNİ SORUN
G- GURUR DUYDUĞUNUZU SÖYLEYİN
H- HAYALLERİNİ SORUN
I- ISRARCI OLMAYIN
İ- İNATLAŞMAYIN
J- JEST YAPIN
K- KUCAKLAYIN
L- "LÜTFEN"Lİ KONUŞUN
M- MODEL OLUN
N- NE İSTEDİĞİNİ SORUN
O- OYUN OYNAYIN
Ö- ÖZÜR DİLEYİN
P- PAYLAŞIN
R- RİCA EDİN
S- SORUMLULUK VERİN
Ş- ŞANS VERİN
T- TUTARLI OLUN
U- UTANDIRMAYIN
Ü- ÜZÜNTÜLERİNİ PAYLAŞIN
V- VAKİT AYIRIN
Y- YÜREKLENDİRİN
Z- ZEVKLERİNİ ÖĞRENİN

FEEDJIT Live Traffic Feed

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

Blog Arşivi

Sesli Sozluk: Seslisozluk.com

Antalya'da Yaşamı Kolaylaştıralım

Ev yemeği istiyorum,
Evime temizlikçi bayan arıyorum,
Evime gelsin kuaför,manikür,pedikür,

Mail atmanız yeterli tüm hizmetler kapınızda...
ozgurvahide@hotmail.com